|
|
May 15
üçüncü şahsın şiirleri
Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu, ağlardım Beni sevmiyordun, bilirdim Bir sevdiğin vardı, duyardım Çöp gibi bir oğlan, ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu, ağlardım Ne vakit Maçka'dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kuş gibi gülerdi Bir rüzgar aklımı alırdı Sessizce bir cigara yakardın Parmaklarımın ucunu yakardın Kirpiklerini eğerdin, bakardın Üşürdüm, içim ürperirdi Felaketim olurdu, ağlardım Akşamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu, ağlardım
(ATİLLA İLHAN)
May 14
ÜSTAD'DAN ......
Su Avrupalilar ne kadar medeni! Ne edep var ne haya cirilciplak bedeni! Medeni olmak eger acmaksa bedeni Hayvanlar avrupalilardan daha medeni!
Necip Fazil KISAKUREK April 18

Gözlerine Şiirler Dökeceğim
Seni bir gün seveceğim Haberin bile olamayacak... Yalnızlığımı resminle paylasacağım Anlamayacaksın... Gözlerine şiirler dökeceğim Okumayacaksın... Her şey istediğin gibi dostça kalacak Bir gün yollar ayrılırsa Vedasız çıkacağım hayatından Gittiğimi farketmeyeceksin Dedim ya haberin bile olmayacak Acılarının ortağı mutluluğunun Parçası olacağım etkilenmeyeceksin Belki sende seveceksin O zaman ben olmayacağım yanında Üzüleceksin... Anılarda ara beni yalancı saatlerde Sonbaharda bul beni Seviştiğimiz gecelerde! İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz Yabancıyız dedik ya bir kere.. Ne aşkımsın sen ne de arkadasım Sen bir yalan sen bir masal Sen benim en saklı hikayemsin Anlatamadığım... Başlangıcını bılmediğim geleceğini kestıremediğim sen en huzunlu kafıyelerımde yasıyorsun sen benım en rısklı şiirimsin sonunu getıremediğim... dalınca resimlerine bır tuhaflık sarıyor anlayamıyorum... bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair ne zaman cevap bulur bu soru bılmıyorum bildiğim senı bır gun seveceğim farkedemeyceksin... aylar mevsimler yıllar gececek belki unutulacak yuzum aldırmayacağım... ama hep içimde kalacak o en tatlı hüzün... adı hiç olmayacak sensız gecelerin ben bu dizeleri yasarken sen uyuyor olacaksın sızlamayacak için... geceler üşütecek belki de beni yalnızlık üstüme devrilecek saatler yokluğunu vuracak çayımı yudumlarken açacağım penceremi gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim..... elbet bu kente kış gelecek aylardan ocak üşüyeceğim sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak seni bir gün seveceğim haberin bile olmayacak.... bilmem nereye kadar gıder bu bilinmezlik bu avuntu surer mi yıllarca? yarına bir sey kalmaz belki... belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim ve sokmuyorum senı gecelerıme en guzel ruyamsın sen yasarken gormediğim... ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin.... ve bu şiiri ben dahil kımse okumayacak seni bir gun seveceğim haberin bile olmayacak.....
ve gun gelecek senı sevdiğimi yaralı akşamlara doktuğum mısralara en aydınlık sabahlara söyleyeceğim ama sana asla.....!
Okan Savcı
|
|
| | April 16 ____
göm beni anne bir tutam sızıya ağır aksak geçirdiğim çocukluğum hatrına
dilimin altına sakladım renkli renksiz tüm yalanları inan anne inan, bu sabah aşka uyandım!
ninnilerime işlediğin o ülkeyi özlüyorum, özlüyorum anne, cebime düş döktüğün geceleri
o okul yolunu, kitaplarımı, uzun soluklu oyunlarımı beni en deli oyunlara hazırladın anne, kızını gülden beri tutan hayata değil..!
bana sabır dile anne, beni merhametinin kucağında büyüt komşuya bırakma beni anne, götür gittiğin yere!
senden övünçler istemedimdi, dediğim bir avuç muhabbet arkadaşlarım oldu anne, senin gibi dinlediler ama anlayamadı kimse beni senin gibi
bir sevgilim oldu anne, sevdi -belki- beni kucak dolusu bir kederle yüreğine basıldım bir yârin tuz diye bazı, bazı ecza diye ayrılık çıktı rüyalarımın tabirinde, çoktan aza sığındım bana ağladı anne omzuma astığın muska, kuşlar ve meleğim ama ağlamadı anne kimse beni senin gibi
bana yeniden getir ilaçlarımı anne, yutacağım ağrılar kaldıracak kadar kalmadı dermanım
bana şarkılar bestele anne, bana bizi anlat dizlerine değil aşka yatır beni anne, beni sakin bir uykuya
uyusam da gitme anne... gitme büyüsem de beni uykularımın sonunda seni görmekten mahrum etme yorulursan ellerini taşırım yorulursan alırım üstüme bütün kâbuslarını
ört beni anne bu insanlardan, beni ayıkla ne olur ağladıklarım kadar yakın ol bana anne bana sancılar kadar...
göm beni anne sevgine sana uslu bir fotoğraf göndereceğim anne, söz bu kez üzmeyeceğim bana emanet bıraktığını
göm anne kızını aslına... toprağa...
bana bakıp da ağlama anne, gözlerini yaşlarla yıkama kalabalık değil başım yalnızım anne, çok şükür yalnızım...
anladım

ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıstığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek degil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..
Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacim var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' Diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez, Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmis, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... March 09
AŞKI ÖLDÜREN ŞÜPHE İSE YAŞATAN İNANMAKTIR
Aşk… Sihirli kelime… Gerçekten her şeyden vazgeçme ya da her şeyi göze almaktır. Sevdalanmak; tehlikeli sularda kulaç atmaktır çok zaman. Aşk; gözlerinizde bir perde, kara bir cesarettir silahsız. Cesaret; yüreğinizdeki atışlara eşlik eden Rakkasenin topuk sesleridir ve her vuruş bir kere daha sevmek bir kere daha sevdalanmaktır. Her adım sevdiğinize yaklaştığınızı sandığınız bir nefeslik uzaklıktır. Sevda sırrınız, yanınızda taşıdığınız kilitli bir sandıktır. Sevdalanırsınız körü körüne bir sınavdır girdiğiniz ve sevdalınızdır sınıf geçme notunu vermesini beklediğiniz. Bazen bir şimşekte birleşir elleriniz ve zaman durmuştur, çünkü göz göze geldiniz. İnandınız, inandı yürekleriniz. Birbirinizle her koşulda yaşamayı seçtiniz, ne altında buzağı aradınız ne de şüphe ettiniz. İnandınız ve inanılmayı beklediniz. Sezgileriniz ve siz, olmayanı aramadınız, olanı gönülden onayladınız. Aşkın derinliğine ve gerçeğine beraber indiniz. Beraber indiniz çünkü elelesiniz. Kazandınız ve kazandırdınız sevmenin ve sevilmenin tadına vardınız. Yüreğinize sağlık tabii hepsi buraya kadar… Ya, şüphe, sadakatsizlik, inanmama, ya, güvensizlik… Gerçeklere dönüp yan gözle bile bakmadınız. Doğru olma ihtimalini, ihtimallerinizin içine hiç sokmadınız. Dahası bilmeden yargıladınız. Belki gerçek aşkın var oluşuna hiç inanmadınız. Sınavdan geçmeyi hiç düşünmezken, sınav yapmayı hiç aklınızdan çıkarmadınız. İradeniz ve şüpheleriniz arasında hep esir kalıp sadakatsizliğe inandınız. Aşkın karşılıklı oturup birbirinin gözünün içine bakmak olmadığını da biliyordunuz, ama elini tutan değil de yüreğinize dokunana inanmadınız. Kördünüz ve iki kat kör olmayı seçtiniz. Hiçbir olası doğruluğa prim vermediniz. Belki de düşlerinizden korktunuz. Güvendiğiniz dağlara yağan karlar erimedi belki de siz o dağları yakıp yıktınız, yolunuza devam ettiniz ama ya önünüze çıkan yeni dağlara niye eziyet ettiniz. Kaybettiniz, kaybettirdiniz… Düşünmelisiniz. Ellerinizi başınıza koyup iyice düşünmelisiniz. Beyniniz patlayıncaya kadar düşünmelisiniz. Ya doğru söylüyorsa ihtimalini bir kısa an bile olsa düşünmelisiniz. Yanılabileceğinizi düşünmelisiniz. Öyle çok düşünmelisiniz ki; düşünmeden konuşmanın cezası olan, sonradan düşünme mahkûmiyetine düşmeyesiniz. Unutmayınız! Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur… Ön yargılı ve perdelerini her şeye kapatan bir göz ne kadar görebilir ki ışığı… Zamanı, akreple yelkovana rüşvet verseniz de durduramazsınız. Hiçbir şey için geç değildir. Vaktiniz varken bir kere daha düşünün… Ya kazanacak ya kazandıracaksınız… Ya ağlayacak,ya ağlatacaksınız...
January 28
Gune Bakan.
 Sevgili günebakanım; Bu satırları sana olan aşkım yazdırıyor bana. Zorla…Silahı şakağıma dayayarak… Günebakanım benim.. Mis gibi gün kokulum,umut yüklüm,aydınlık yüreklim… Seni nicedir seviyorum,unuttum! Nicedir gözlerini arıyorum başka gözlerde,sesin çınlatıyor kalbimin duvarlarını. Nicedir o hiç duymadığım kokunu istiyor canım! Bilmiyorum günebakanım… Bildiğim tek şey;yalnız seni ezber ettiğim, Zaman,yer,mekan…bana ne!?
Ah bi gelsen…koşa koşa;sana geldim desen. Ya da…ya da…habersiz gel,tek söz etme istersen. Yeter ki gel,özlemine sözüm var günebakanım gelecek diye! Duygularımızın karşılıklı olduğuna inandığım zamanın kısalığı değil beni pare pare bölen!Beni pare pare bölen,gitmiş olman! ‘’o gitti!’’diye zonklaması kalbimin,kahkahaları beynimin.
Şimdi burada olsaydın,dizimin dibinde. Ben sana aşkla baksaydım,nefesim aşk koksaydı. Sen sadece baksaydın bana, bakmakla görmenin birbirinden ayrıldığı o noktada… ben görürdüm seni,ikimizin yerine.
Yeter ki görseydi seni gözlerim, Gözbebeklerim olsaydın!
 Kırıntınla doymaya bile razıyım. gel yarim.gel,vefalı yarim ol! tamam,istemiyorsan benim olma… zorlayamam ki seni… yanımda ol sadece ‘’o burada,o hayatta,o gerçek’’diyeyim. hayata ezdirmeyeyim seni, siper edeyim gövdemi! Gel ki,aşk var diyeyim cümle aleme. ’’bakın,aşk burada!aşk yanıbaşımda,baş ucumda’’ Gelmeyeceksin değil mi? beyhude bekleyişlerim, boşa günleri sayışlarım. gelmeyeceksin…
Adın umut yükler hep yüreğime, bu yüzden tükenmezdir umutlarım ve ben sana bu yüzden ‘’günebakanım’’ derim…bilmeyeceksin… Gelmeyeceksin… çünkü,karanlığım ben! o,bir nebze ışığa hasret zamanlarım! geceyim…siyahım…
sense yıldız değil,günebakansın; güne değil,geceye bakarsın… Günebakanım,girse de hayatıma bin bir çeşit çiçek; akşamsefası,orkide,filbahri,nilüfer… daha niceleri…onlar mahkum unutulmaya! sen,tende cansın…sen,benden ötesin…
Zamanı geldiğinde ben,dünyadan çekip elimi eteğimi, kendimi yalnızca hayaline adayacağım. misafirse bu can bu tende,ebedi olacaksın sen, benden içeri bende! January 27
Sen de üzüldün mü?
Seninle yapacağımız ne çok şey vardı. Seninle bir şeyleri yaşamak kadar güzeldi, bir şeyleri hayal etmek. "Belki"leri bile güzel kılan bir yanın vardı senin. Olasılıklar bile heyecanlıydı. Kalbimin bir yarısı sana atıyordu. Beni yaşatıyordu bir yarım, diğer yarım seni. Kendi yarını aldın gittin sonra. Kalbimi parçaladın, gittin.
"...uyandım birden seninle gece üçü bulmamış
 bir bulut durdu gözümde hasret bize uymamış..."
 Bize yakışan ne çok şey vardı. Heyecanlar, mutluluklar, kahkahalar. Bunların içinden ağlamayı seçtik. Ayrılığı seçtin sen. Ben ardından yas tutmayı. Benim seçimim zorunluydu. Ya seninki? Ben çok ağladım ardından. Sen de üzüldün mü?
"...kalp kalbe karşı derler sende üzüldün mü
 ay bile çeker gider geceyi düşündün mü..."
Öyle güzeldin ki dünyamda. Öyle kirlendi ki dünyam senden sonra. Avunmak öyle zorlaştı ki, yaşamak o kadar ağrılı ki, yalnızlık o kadar ağır ki�
"...yalnızlık bende saklı çıkmaz bir an dışarı
 elimde bir fotoğraf o şimdi burada olmalı..."
 Hep iyi şeyler istedik birbirimiz için. Ya da birbirimize öyle söyledik.(�) ya da sen bana öyle söyledin... Şimdi kötülükler sardı dört bir yanımı. Şimdi korkulardan bir yorgan üzerimde. Sensizliğe alışmaya çalışmaktan daha zor, sensizliğe alışacağımdan korkmak.
Hep iyi şeyler istedik birbirimiz için.
Ve birbirimize en büyük kötülüğü yaptık gördün mü?
"...Kalp kalbe karşı derler Sen de üzüldün mü?..."

|